Arabayla Suya Düşerseniz Bunları Yapmayın!

0
3588

Kanallar, nehirler, göller ve denizlerle çevrili Türkiye’de arabayla suya düşmek sandığınızdan daha olası. Peki, böyle bir durumda arabadan nasıl çıkılır?

Süreyya İzgi, arabanızla suya düşerseniz araçtan nasıl çıkabileceğinizi araştırdı…

 

Üç tarafı denizlerle çevrili, su kanalı, gölü, göleti, nehri, şelalesi, falezi ve tabii boğazı bol bir ülke olarak olanlarla yetinmiyor, bir de “mega projelerle” (!) kanal yapıyoruz. İnsanımıza doğru düzgün otomobil kullanmayı bile öğretmeden risk faktörlerini iyice artırıyoruz! Çoğunluğu yüzme bile bilmeyen insanımıza bir iyiliğimiz dokunsun dedik, araştırdık. Olur ya, insanlık hali (!), aracınızla denize, göle ya da akarsuya uçarsanız nasıl canlı çıkabileceğinizi biliyor musunuz? Hemen kafa sallamayın, o işler bildiğiniz gibi değil…

 

 

 

 

Kanala Düşen Araçtan Çıkamadı!

Trafikte aklın hayalin almadığı her türlü kaza yaşanabiliyor. Özellikle Türkiye koşullarında buna fazlasıyla alışkınız. Öyle ya, burası otobüsle vapurun çarpışabildiği, uçağın taksiye çarpabildiği, hatta yatağında uyuyan insanın gemi çarpması sonucu ölebildiği bir ülke!

 

En sıradan sürtmede ya da kaza raporu tutarken veya trafik polisiyle mücadelede bile ne yapacağını bilemeyen vatandaşlarımıza uç bir örnekle yol gösterelim, her kazada ölmek şart değil, bilinsin. 

 

Arabayla Denize Düşünce Kapıyı Açmaya Çalışma!

Olmaz olmaz ama otomobilinizle denize uçarsanız, aklınızda bulunsun ki, sınırlı zamanda fizik çalışmak zorunda kalmayın, panikten zaten fazla düşünmeye zamanınız olmayacaktır! Otomobille göl, deniz, kanal fark etmez, suya uçtuğunuzda yaklaşık 1 dakika içerisinde sular koltukta oturanların kafa seviyesini geçer. Hele bir de coşkulu bir nehirse süre daha da kısalır. Bu noktadan itibaren kapıyı açmaya çalışmak, sadece zaman ve güç kaybı demektir. Çünkü kapılar deniz ve kabin içi arasındaki basınç farkı sebebiyle ancak içerisinin basıncı dışarısının basıncına eşit olduğunda açılabilir. Bu da kabinin suyla dolması için en az bir buçuk dakikayı bulur. Bu çileli süreyi nefes tutarak ve bekleyerek geçirmek pek de akıllıca olmaz. Zaten herkes kaza yapmaya ve beklenmedik durumlarda sakin kalmaya alışık olmadığından önemli bir bölümü aklına ilk geleni yapmaya çalışmakla, başaramamakla ve gücünün/nefesinin tükenmesiyle geçer. Kimse de doğuştan dalgıç eğitimi almadığından ömrünün son 1.45 dakikasını su altında can çekişmekle geçirecektir. Tabii kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olduğunu, önemli bir yara almadığını düşünüyoruz…

 

 

Tamam, sudan ıslak çıkılır ama nasıl?

En soğukkanlı kişiler  bile otomobille suya uçunca Cüneyt Arkın gibi -her durumda ne yapacağını biliyor olarak!- davranamayacak ve mutlaka panik yaşayacaktır. O paniği olabildiğince kısa sürede atlatıp kabine dolan su, cam seviyesinin yarısına kadar gelmeden camı veya kapıyı açmaya çalışmak, ilk denenmesi gereken kurtuluş yöntemi olarak önerilir. Çünkü basınç bir kez kapıyı ya da camı açmanıza engel olmaya başladığı zaman, basınçlar tamamen eşitlenene kadar kapı ya da camı açmanız neredeyse mümkün olmayacaktır. Su cam seviyesinin yarısını geçtikten sonra kapıyı açmaya çalışmakta ısrar etmek, intihardan çok da farklı olmaz. Zira kapıyı açmanızın neredeyse imkansız olduğunu bile bile kendinizi yormanız, dolayısıyla nefesinizi tüketmeniz hiç de isabetli bir karar değildir. Bunun yerine sakince oturup derin ve yavaş nefes alıp aracın içi tamamen suyla dolana kadar ve otomobil denge konumuna gelene kadar beklerseniz, kapıyı açmak su dışında olduğu kadar kolay olacaktır. Tabii böylesi bir durumda kim bu kadar sabredebilir o ayrı mesele Gücünüz kuvvetiniz yerindeyse bu anlarda camı kırarak da kurtulabilirsiniz. Ama ne yazık ki camın arkasında su olduğu için, bu işlem sanıldığı kadar kolay olmaz. Telefon, anahtar ya da başka sert bir cisimle camı kırmak, ölmektense birkaç çizikle otomobili terk etmenizi sağlayabilir. Elektrik kumandalı camları düğmeyle açmaya çok da heveslenmeyin. Zira aracın elektrik sisteminin hızla alacağı hasarla sistem işlemeyebilir.

 

 

Mekaniğin can kurtaran asaleti

Yapabiliyorsanız, denize uçarken açmaya başlayın ya da otomobil suya gömülmeden açmayı deneyin! Bunların ikisi de düşme hızınıza bağlıdır ama kesinlikle çok kısa süreniz olacaktır, hayalperest olmamalı… 

 

 

 

 

Manuel camların açılma şansıysa her an vardır. İşte basit bu yüzden güzeldir, mekaniğin asaleti bundan gelir! Suya gömülürken yapılacak en doğru hareket, cam düğmelerine basabilmek olacaktır. Çok kısa zamanınız olacaktır, elektrik kesilene kadar ne kadar açılırsa kar olur… Zaten elektrik kesildiğinde ne camlar ne de merkezi kilit size geçit vermeyecektir! 

 

Sonuç olarak anlaşıldığı üzere, su şaka kaldırmaz, riskli bir maceradır! Bütün bu bilgilerden sonra anlamışsınızdır, otomobili dikkatli, kurallara uygun ve risk almadan kullanıp su kanalı, göl, gölet, nehir, şelale, falez ve tabii boğaza uçmamak en iyisi! 

 

Bu arada otomobille yüksekten uçulduğunda yaşanacak çarpma etkisi, iskeleden suya atlarken yaşadığınız o keyifli hisse pek benzemeyecek, buluşma bir hayli şiddetli olacaktır. Ve uçtuğunuz su, bildiğiniz kadar yumuşak, otomobil için sandığınız kadar misafirperver olmayacaktır. Çarpmanın şiddetiyle emniyet kemeriniz bağlı bile olsa, koltuk sırtlığının açısına göre yukarı doğru kayıp kafanızı tavana çarpıp boynunuzu kırabilirsiniz. Düşünün ki, köprü intiharlarındaki ölümlerin sebebi boğulma değil, suyun atlayan insanları beton direnciyle karşılaması ve şiddetli çarpmanın etkisiyle iç organların parçalanmasıdır. 

 

Ender olarak kurtulanların yaşadığınaysa mucize deniyor… Siz bilinçli olun, sudan sadece ıslak çıkın!..

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here