Süreyya İzgi’yle Ford Capri II 2.0S

1
33820

Ford Capri II 2.0S görselleri arayanlar ya da Ford Capri II 2.0S hakkında bilgi isteyenler buraya…Süreyya İzgi, Ford Capri II 2.0S ile test sürüşüne çıktı.

Süreyya İzgi’yle Ford Capri II 2.0S

Yine müthiş bir otomobildeyim. Bakmaya, kullanmaya doyamadım. Evet, bu kez 1979 model Ford Capri’nin sürücü koltuğundayım. Bu özel otomobili en çok kendim için kullandım, kendim için yazdım. Neden mi? Okuyunca anlayacaksınız.

Ford Capri II 2.0S 1979

Heyecanım tarifsiz. Biliyorsunuz hep özel, az rastlanır, ulaşılması büyük bir kesim için imkansıza yakın otomobiller kullanıp yazıyorum. Ama bu kez sadece kendim için kullandım. Benim için anlatılır gibi değil bu heyecan. Artık tedavülden kalktığını düşündüğüm ilk otomobilimden buldum, onu kullanacağım. Gördüğüm anda içim titredi gitti zaten, bildiklerimi unuttum. Debriyajı mı önce bırakıyorduk, gaza mı yavaşça dokunuyorduk? Bütün bildiklerimi unuttum bir an. Dur bakalım yahu adam kullandıracak mı?

Kız görmeye gider gibi

Otomobil aşkının bir şekilde buluşturmasıyla geldik bir araya. Sahibi Burak Balıkçı demez mi “Sizi Kalamış’ta ağırlamak isterim”. Fotoğrafçımız Oytun ile heyecanla gittik Kalamış’a. Bir kafenin otoparkında buluşacağız. Sanki lise yıllarında bir kızla buluşacak kadar heyecanlıyım, kendi semtimdeki buluşma noktasını neredeyse bulamayacaktım. Çiçek de alsa mıydım ki?

Biraz Ford Capri II 2.0S görsellerine bakalım mı?

Birçoğunuz “ne bu heyecan?” diyebilir, “uzay mekiği mi kullanacaksın?”. Şüphesiz hayır ama benim çocukluktan itibaren hayallerini kurduğum, biraz büyüyüp çalışmaya başlayınca da gidip en eski püsküsünden alabildiğim Ford Capri beni bekliyor! “Artık kalmamıştır” diye düşündüğüm Ford Capri II, hayal edebileceğimin ötesinde en iyi kondisyonuyla karşımda!

Süreyya İzgi
Süreyya İzgi ilk otomobiliyle-1993

Tavanı siyah vinil kaplı

Otomobilin upuzun burnundan önü görünmüyor neredeyse! Nerede bittiğini anlamak için alışmak gerekiyor, unutmuşum. Kaputun üzerinde bugün güç kubbesi (power dome) diye tanımlanan kabartı var. Tabii bu Capri’de güçle ilgisi yok, karbüratörün üzerindeki “tencere kapağının” sığması için işe yarıyor. Etkileyici coupénin tavanı da siyah vinil kaplı. O yılların modellerinde sportif görünüm için çok tercih edilirdi arabada vinil kaplama. Ford’dan Opel’e birçok markada rastlanırdı buna. Hatırlarsanız Anadollarda da sunulurdu vinil kaplama opsiyonu.

Benimki Capri 2.3 V6 Ghia’ydı

İlk otomobilin heyecanını bilir misiniz? 22 yaşında satın aldığımda iki sene önceki ehliyet sınavından sonra ilk kez araba kullanmam gerekmişti de cesaret edememiştim, Aksaray’dan karşıdaki evime galerici getirmişti. Annemin camdan aşağıya bakıp “kardeşinle arabanın etrafında dönüp durmanızı unutamam” dediği geliyor aklıma. Atılgan koymuştu o zamanki kız arkadaşım ismini. Atılgan aşağı, Atılgan yukarı. 2.3 V6 Ghia’ydı, güçlüydü biz çocuklar için; tam 110 HP! Hızlıydı diyemiyorum, çünkü hiç bir zaman hızını da göremedim. O da çalışmıyorduJ

Aksaraydaki galerici fena kazıklamıştı!

Sahibini kelli felli bir adam hayal etmiştim, 30larında bir delikanlı çıkıyor karşımıza. Sempatik, cana yakın, fotoğraflarımızı çeken Oytun Işlar ve benim gibi otomobil sevgisiyle dolu biri. Çok mu belli ediyorum heyecanım bilmem, sıcak tanışmanın ardından daha ben istemeden anahtarı bana verip hemen sağ koltuğa geçiyor. İlk otomobilimin mükemmel korunmuş, saklanmış, üzerine titrenmiş bir örneğinin içindeyim. Zaman bu Capri için durmuş. Kendi Capri’me ilk oturduğumda gözümün takıldığı vites konsoldaki analog saati görüyorum hemen,  tabii ki çalışmıyordu. Neresi sağlıklı çalışıyordu ki? Bariz galerici kazığıydı. O “Ne kolay kazıkladım” demişti belki ama ben çocukluk hayalime kavuşmuştum. “Seni de çalıştıracağım saat” demiştim.

Burak ile birlikte Kalamış’ta ilerlemeye başladık. Her yeri o kadar tanıdık geliyor ki! Ama bir o kadar da yabancı, çünkü sanki yepyeni, pırıl pırıl! 2.0 litrelik motorun sesi pek de kendini belli etmiyor, sakin iyi huylu bir motor. Dedim ya benim Atılgan 2.3 V6 idi, Amerikan otomobili gibi gür gür gür çalışırdı.

Capri tutkusu Profesyoneller’den geliyor

Ben Burak’a susmaksızın bir yandan bu size yazdıklarımı anlatırken bir yandan Capri’nin tadını çıkartıyorum. 1979 model Capri II’nin tek problemi duyuluyor, Anadol’lardan da, bazı Taunuslardan da iyi bildiğimiz diferansiyel sesi bize eşlik ediyor kısa gezintimiz boyuunca. Olsun, parça değiştiğinde o da kesilir nasılsa. Nazarlık olsun.

Ford Mustang’in Avrupa ayağı benim hayatıma nasıl girdi, anlatayım. TRT’de Profesyoneller (The Professionals) isimli bir dizi vardı, BBC dizisi. Sanıyorum 1977’de başlıyor BBC’de yayınlanmaya, 1983’e kadar sürüyor ve bir kült haline geliyor. 1980’lerin başında TRT’de de yayınlanıyor. 12-13 yaşında erkek çocukları için arayıp da bulamayacakları bir polisiye. İngiliz Gizli Haberalma Servisi MI5 detektifleri Bodie ve (Lewis Collins) ve Doyle’un (Martin Shaw) otomobilli kovalamacalarında Ford ve Austin, Rover modelleri uçuyor kaçıyor. Müthiş bir diziydi. Ben de çocuk otomobil aşkımla Escortlar, Granadalar, Cortinalar arasından Capri’yi kendime seçmiştim.

Geri vitese kolu bastırarak geçiyor

Kalamış’tan Fenerbahçe’ye doğru gidiyoruz, birkaç tur atıyoruz. Capri’nin geri vitesiyle bir türlü anlaşamıyorum. Modern zamanların bilezikli geri vites geçişleri gibi sert davranmaya çalışıyorum, Burak diyor ki, “Hafifçe bastırmanız yeterli.” Bu nazikçe uyarıyla daha özenli davranıyorum ”antika Capri’ye”, zaten kırılmazdı da kaba kuvvet de gerekli değilmiş sahiden. (Ha, benim Atılgan otomatik vitesliydi, Ghia’ydı dedim ya!)

Fotoğraf çekimi için durduğumuzda motor kaputunu açıyorum. Zevk için açmak ne güzel, olduk olmadık yerlerde az mı açmıştım kendi Caprimde! Bir depo kapağını sık açardım, bir de hararet probleminden radyatör kapağını sık sık! Bunun motor havuzu da pırıl pırıl! Tam koleksiyonluk, müzelik kıvamda bir otomobil Burak Balıkçı’nınki. Sanki bir samanlıkta unutulmuş da zaman onun için saymamış gibi!

Hava ılık, camı açayım diyorum, kapı içinde çevirme kolu! Çevire çevire açıyorum. Bunu ne kolay unutmuşuz! Benim Capri’ye arkadaşlarım ilk bindiğinde biri sağ camı açmak istediğinde kol elinde kalmıştı! Hatırlıyorum da, sunroofu bile vardı! Kolu çevire çevire açıyordum!

Bütün göstergeler çalışıyor!

Pırıl pırıl kokpitte, 1970’lerin spor otomobil trendi yuvarlak gömülü göstergeler var. Hararetti, devir saatiydi. Hepsi tıkır tıkır çalışıyor. Benim Atılganımın bir devir saati çalışırdı bir de -allahtan!- motor hararet göstergesi! Yakıt göstergesi bile bir çalışır bir çalışmazdı! Bunun pedalları bile yepyeni, tertemiz. National Panasonic radyo-teybi bile çalışıyor. Düğmesini çevirince sol taraftan gır gır gır anten açılıyor göğe doğru!

Yumuşak spoyleri sıkmadan olur mu?

Ha bir de arkadaki spoylerden söz etmeliyim. Bagaj kapağının üzerindeki yumuşak spoyler biz 80’ler çocuklarının BMWlerde, Fordlarda ve Mercedeslerde görünce sıkmadan bırakmadığımız aksesuarlardandı! El alışkanlığı, sırıtarak yine kenarından bir makas alıyorum siyah lastik spoylerin Burak görmeden!..

Sağ olsun Burak Balıkçı sayesinde müthiş nostaljik duygular yaşayıp kısa bir tur ve fotoğraf çekimlerinden sonra bir şeyler içmek üzere kafeye geri dönüyoruz. Orada Capri anıları doruk yapıyor, saatlerce oturuyoruz.

Bu defa biraz kendime çalıştım, evet, arabam.com için çok güzel bir otomobili konu haline getirirken kendim de neredeyse 30 yıllık bir nostaljiyi doyasıya yaşadım.

Ha benim Capri’deki saat mi? Tabii ki çalıştıramamıştım!..

 

 

1 YORUM

  1. Merhaba, ismim Mehmet Bostan; sürüşü ve genel durumundan keyifle bahsettiğiniz bu guzel arabayi mevcut haline getiren kişi benim. Ordu’dan 2007 yilinda satin aldığım sarı kızımı (aldigimda kırmızı idi) üç senelik cok detayli bir restorasyon calismasi sonrasinda bi hale getirmiştim. Klasik Otomobil Fuari’nda karşıma ciktiginda da o zamanki heyecanimi tekrar yaşadım. Onu blogunuzda tekrar gormek beni cok mutlu etti, umarim yillarca hakettigi sekilde yollarda süzülmeye devam eder. Son bir not, arabamla birlikte Ocak 2012’de otogusto programina misafir olmuştuk, belki ilginizi çeker..

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here