Opel Cascada 1.6 SIDI Turbo ECOTEC

0
35333
Opel Cascada

Süreyya İzgi, bu sefer Opel Cascada modelini test etti. Lüks cabriolara alternatif sunmak üzere yola çıkan Opel Cascada hakkında keyifli bir yazı…

Opel Cascada 1.6 SIDI Turbo ECOTEC

“Marka prestiji için oynanmış bir kart”

Henüz PSA bünyesine katılma düşünceleri ortada yokken Alman Opel, yabancısı olduğu lüks segmentte özünden bağlı olduğu Amerikan genleriyle büyük oynamak istemişti. Amaç, marka imajını parlatırken dört kişilik üstsüzüyle lüks cabriolara alternatif sunmaktı. Genlerini o zamanki sahibi General Motors’a borçlu olduğu Amerikanvari cabrio zarafeti, havalı tasarım ve küçük hacimli turbo motor… İlginç bir üstsüz ziyafetine buyurun… Tabii bulabilirseniz! Ülkemize 2013 yılında bir parti girdi ama kaç tane satıldı, kaçı hayatta kaldı bilgi yok… Sanıyorum her şey Opel Almanken yaşandı bitti.

Bırak güneş içeri girsin…

Cabrio otomobilin en güzel hali midir? Buna inananların sayısı hiç şüphesiz sedan “fanatiklerinden” fazladır! Hatchback severlerle tartışmaya girmem, o gövde formunun misyonu, kullanım amacı başkadır ama otomobilin tavanı olmayınca güzelliği gibi seveni de artar, bu kesin. Zaten her şeyin cabriolarla başladığını unutmamak gerek.

PSA şemsiyesi altına girmeden önce General Motors’un Avrupa ayağı olduğu zamanlarda Opel’in marka kimliğinde geçmişten bugüne rakiplerinde pek görülmeyen özellikler kullanıldı. Dört kişilik üstü açılabilir model olarak 1940’lar biterken Kapitan modelini tanıtan Opel, 1967’de Record ile iki koltuğa dönmüştü. Ama 1980’ler başlarken Monza modelinin 4 koltuklu cabrio versiyonu da üretilmiş. Cascada, markanın uzun yıllar sonra 4 kişilik cabrio pazarına dönüşünü gösteriyor.

Cabrionun mevsimi nedir?

Cascada’yı biraz gecikmeli test sürüşüne aldım. Çünkü yılda 5000 adet civarı cabrio satılan ülkemizdeki genel saplantıya kapılmamaya kararlıydım. Cabrio, beş kişi doluşup yaz sıcağında etrafa hava atmak ve “beyin haşlaması” yapmak için kullanılmaz. Yaz geceleri dışında cabrio otomobil kullanmak için en ideal zaman, havadar sürüş keyif seansları için bahar ayları ve yağışsız kış günleridir. Tabii kişisel tercihtir, karışamayız. Ama gerçek olan şu ki bu nadide parçadan bulabilirseniz, sezonu yaklaşıyor, ağaçların arasında uzayıp giden yolların keyfini kaçırmamak gerek. Tabii krizdeki sektörde alınabilecek keyif kaldıysa!..

Astra ve Insignia karması mı?

İrileştirilmiş bir Astra mı yoksa biraz küçültülmüş bir Insignia mı? Evet, ikisi de. Ve hayır, ikisi de değil ama ikisinden de yoğun esintilerle yaratılmış dört kişilik bir cabrio Cascada. Doğrusu Astra platformu üzerinde 10 cm’lik bir uzatmayla geliştirilmiş altyapıya Insignia gövde aksamları ve süspansiyon elemanları adapte edilmiş. İsmini İspanyolca çağlayan kelimesinden alan Cascada, Opel’in sahibi GM’in Amerikan kökeni ve geleneklerinden doğduğunu yoğun olarak hissettiren bir otomobil. Bunun çeşitli nedenleri var, günümüzde 4 koltuklu cabriolara çok fazla rastlanmaz oldu, Chrysler Sebring tadı veren gerçek 4 kişilik bir üstsüz Cascada, tam Amerikan kökenli gibi. Taşıdığı pasaport artık Fransız olsa da!

Gövde titremiyor, rijitliği dikkat çekici

Opel Cascada, Opel’in geleneksel güven veren süspansiyon ve sürüş özelliklerine ek olarak rijit gövdesiyle cabrio hissini iyi temsil ediyor. Tavan açıkken ön cam çerçevesinin titrememesi, bu rijitliğin göstergesi. Özellikle güçlendirilmiş A sütunları, ön cam çerçevesinin bozuk yüzeylerde bile titrememesini sağlamış. Opel’in bir önceki nesil cabrio modeli Astra TwinTop ile kıyaslandığında Cascada’nın gövdesi burulma anlamında %41 ve bükülme anlamında %27 daha sert.

Havadar ve sosyetik

Astra ve Insignia’nın deri kaplanarak daha “süslenmiş” kokpitinden kumanda edilen Cascada, orta konsoldaki düğme bolluğunu saymazsak sorunsuz bir görüntü çiziyor. Opel’in uzun yıllar başını ağrıtan radyo frekans aramasının ilham alınan iki modelle beraber kazandığı “kullanıcı dostu” kimliği Cascada’da da sürüyor. Özellikle deri kaplı kısımlarla genelde daha çok yüksek adet satışa yönelik Opel markasından beklenmedik derecede lüks hissettiren kabin, premium sınıfın standartlarını yakalıyor. Bir Alfa Romeo gibi gösterişli değil ama abartmadan kalitesini gözler önüne koyuyor. Geniş, rahat, yani tam da Amerikanvari ön koltuklar, baldır ayarlarının yanı sıra kafalık ayarıyla da dikkat çekiyor. Arka koltuklara geçişte yeterince öne kayan ön koltuk sıkıntı yaratmıyor. Arkada süphesiz salon salomanje bir kullanım alanı yok ama “arka koltuk varmış gibi” yapan otomobillere göre ciddiye alınır bir seyahat alanı olduğu kesin.

Tavan açıp kapama hızı neden önemli

Doğrusu, markaların pazarlamaya bayıldığı “tavanın hızlı açılıp kapanma meselesi” beni çok heyecanlandırmıyor, iki saniye hızlı kapanmak ancak aniden bastıran sağanakta yolcularını 15 damladan kurtulabilir ama otomobilin hareket halindeyken açılıp kapanabilmesi bu konuda daha önemli. Cascada’da tavanın 50 km/s hıza kadar açılıp kapanabilmesi, elektrohidrolik mekanizmayı ne kadar yorar bilemem ama belki muson yağmurları yaşanan coğrafyalarda çok takdir göreceği muhakkak! Bu tavan açma kapama hızı konusunda markalar arasında bir itiş kakış olduğu malum… Ama ben bu otomobilde, tüm rakiplere fark atabilecek bir fikre bayıldım: Bagaj kapağı açıkken arkadan gelen araçların fark edebilmesi için bir çift ekstra aydınlatma grubu yerleştirilmiş! Güvenliğe yönelik ince bir düşünce.

Katalog verileri çok mu iyimser?

Otomobilde kullanılan motor, zamanında Opel için önemli bir ilkti. Günümüzün en popüler trendi olan motor hacimlerinde küçülme ve turbo besleme (downsizing) Opel’de bu makine ile temsil edilmeye başlanmıştı. İlk kez Opel’in bu convertible modeliyle sahneye çıkan 1.6 SIDI Turbo ECOTEC, ürün yelpazesindeki diğer orta sınıf ve kompakt modellerde de yerini almıştı. 1.6 SIDI Turbo ECOTEC motor, güç ve tork üretiminin yanı sıra çoğunlukla gezinti için kullanılan bir cabrio otomobile uyan bir zarafet gösterebiliyor. Direkt benzin enjeksiyonlu motor 4250-6000 d/d arasında 125kW/170 HP ve overboost işlevi sayesinde anlık olarak 280 Nm’ye kadar tork üretiyor; bu rakam, bu güç kategorisindeki turbo beslemeli bir 1.6 litrelik motor için en iyi tork değeri. Start/Stop sistemli motor, 6 ileri otomatik şanzımana sahip. Eğer istenirse vites değişimleri kol üzerinden manuel olarak da gerçekleştirilebiliyor.

Gövde ağır, tüketim yüksek seyrediyor

Sakin kullanımda sıkıntı yaratmadan  akıcı sürüşe eşlik edebilen vites kutusu, tempolu kullanımdaysa hızıyla ve vites düşürme taleplerinde zaman zaman motorun yüksek ritmine yetişmekte zorlanıyor. Rakip markaların kullandığı, daha esnek vites değişimlerine imkan veren çift kavramalı daha modern şanzımanlar var. Otomobilin yakıt tüketimiyse katalog değerlerinde sunulan iyimser tabloyla pek örtüşemiyor, metropol trafiğinde 100 km ortalaması 11 litrenin altına inmiyor.

Bıçkınlığa gerek yok, zarafetle süzülmesi ideal

Otomobilin süspansiyon salınımları, geçmişin yaylanarak süzülen Amerikan cabriolarına nazire yapıyor. Günümüzün güvenlik, teknoloji ve tabii tasarım trendleri öyle bir yaylanmaya izin vermiyor ama Cascada’da bu tadı almak mümkün. Cascada’nın ön aksı, ilk olarak Insignia OPC için geliştirilmiş olan bir HiPerStrut (Yüksek Performanslı Helezonlu Amortisör) süspansiyon düzeniyle, Opel’in en iyi şasi teknolojisine standart olarak sahip. HiPerStrut, sönümleme ve yönlendirme işlevlerini ayırarak optimum çekiş ve dönüş hassasiyetinin yanı sıra tüm yol koşullarında daha düşük tork kumandası ve daha iyi yol tutuş sağlıyor. Bu otomobille “bıçkınlık” yapmak gerekmez ama zarafetle dolaşmanın keyfini güvenle sunabilen bir süspansiyon geometrisi gözleniyor.

Sürdürülebilirliği PSA güvencesi altında

Ürün olarak gayet başarılı bir model olan Cascada’nın tek problemi, zorlu rakipler arasında göremediği rağbetle ilgili. Opel’in alışık olmadığı bir segmentte köşebaşları çoktan tutulmuş durumda. PSA Grubu’na geçtikten sonra Alman kaldığı altı çizilerek vurgulanıyor olsa da grubun Fransız markalarının altında işlem görüyor. Ülkemize 2013 yılında geldikten sonra kaç adet satıldı bilemiyorum. İyi zamanlarda yılda 5000 adet cabrionun ancak satıldığı Türkiye’de kaç tanesi kalmıştır o da belli değil. Ama iyi durumda bir örneğiyle karşılaşırsanız, bütçeniz de şöhretli cabriolara yetmiyorsa düşünülebilir. Sürdürülebilirliği mi? Tabii ki PSA Türkiye’nin güvencesi altında!

 

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here