Ford Sierra RS500 Cosworth

0
527

Ford, 1982’de büyük satış başarılarına ulaştığı ve bir çok versiyonunu ürettiği Cortina modelinin üretimini durdu. Arkasından gelen model ise bir efsanenin doğuşuna olanak sağladı. Bu yazıda sizlere Ford Sierra RS500 Cosworth’den bahsetmek istiyorum.

Ford, Cortina sonrasıda milyonlarca satan orta ölçekli aile arabası fikrinden vazgeçmemişti. Bu sebepten Sierra modelini tasarladı. Otomobil sevilmedi. Çirkindi ve yalpalıyordu. Ford’un bir şekilde yeni projeleri Sierra’yı sevdirmesi gerekiyordu. Bunun için önceden Cortina modelinde yaptıkları gibi motorsporlarına girişmeleri uygundu. Burada Sierra’nın yolu, Stuart Turner’ın projesi ile kesişti. Böylece Sierra RS500 Cosworth doğma şansı buldu.

Sierra RS500 Cosworth

Kısa süre önce Avrupa’da Ford Motorsport’un başkanlığına atanmış olan Stuart Turner, Ford’un eskiden olduğu gibi bu alanda rekabetçi olmadığının farkındaydı. Bu sebepten bir proje ile geldi. Turner, projeye destek almak için Ford’da halkla ilişkilerden sorumlu başkan yardımcısı olan Walter Hayes ile temasa geçti. Hayes daha önce, 1966’da Le Mans’ı kazanan Ford GT40’ın ve 1960’lar ve 1970’li yıllarda Formula 1’de Ford’a 154 zafer ve 12 dünya şampiyonluğu getiren Cosworth DFV motorunun geliştirilmesinin arkasındaki itici güç olmuştu. Hayes projeyi çok beğendi ve tam destek sözü verdi.

Turner daha sonra geliştirme başkan yardımcısı Ken Kohrs’u Ford’un uzun süredir ortağı olan otomotiv şirketi Cosworth’u ziyaret etmeye davet etti ve burada kendisine Cosworth’un kendi inisiyatifiyle geliştirilen YAA motoru projesi sundu. Bu, Ford’un Pinto olarak bilinen kendi T88 motor bloğunu temel alan çift kamlı, 16 valfli bir motordu. Bu prototip, Turner’ın A Grubu fatihine güç sağlamak için ihtiyaç duyduğu motor için neredeyse ideal bir temel oluşturuyordu.

Nisan 1983’te Turner’ın ekibi, projelerine temel olarak Sierra’ya karar verdi. Sierra, arkadan çekiş ve iyi aerodinamik sürüklenme gereksinimlerini karşılıyordu. Bir yarış versiyonu, Sierra’nın 1982’deki tanıtımından bu yana kazandığı olumsuz itibarı iyileştirmeye yardımcı olabilirdi.

Geliştirme

Otomobilin kaportasından sorumlu olan Lothar Pinske, otomobili yüksek hızda stabil hale getirmek için ortaya çıktığında açık yetki talep etti. Deneyimler, Sierra hatchback gövdesinin nispeten orta hızda bile önemli aerodinamik kaldırma sağladığını göstermiştir.

Nardò pistinde (İtalya) yapılan kapsamlı rüzgar tüneli testleri ve test çalışmalarından sonra, proje yönetimine bir prototip sunuldu. Bu, fiberglas ve alüminyumda geçici gövde modifikasyonlarına sahip bir XR4i gövdesine dayanıyordu. Arabanın görünüşü biraz heyecan uyandırdı fakat büyük arka kanat beğenilmedi. Ancak Pinske, projenin başarılı olması için değişikliklerin gerekli olduğu konusunda ısrar etti. Arka kanat 300 km/s’de otomobilin zemin ile temasını korumak için gerekliydi. Ara soğutucuya hava beslemek için ise farlar arasındaki açıklığa ihtiyaç vardı. Yarış versiyonunda da 10 inç genişliğindeki tekerlekleri barındırmak için tekerlek davlumbazı uzantılarının orada olması gerekiyordu. Sonunda Ford tasarımcıları, prototipe dayalı bir üretim versiyonu yapmayı denemeye karar verdiler.

Ford, Sierra RS Cosworth’ü, Mart 1985’te Cevevre Otomobil Fuarında tanıttı.  Cosworth’ün elinden çıkan güç ünitesi, 1993cc’lik 16 valfli motorundan versiyonuna göre 204 ila 224hp güç üretiyordu. Bu güç gözünüze fazla gelmeyebilir ama otomobil 1200kg ağırlığında olduğundan taşıması gereken fazla bir yükü yoktu. Bu da hızlı ve eğlenceli bir otomobil olmasına imkan tanıyordu. Otomobil 240km/h hıza çıkabiliyordu. Tamam yıl 1986’ydı. Bir çok araba bu hıza çıkıyordu ama markaları Ford değildi. Böyle hızları en azından BMW, Mercedes gibi otomobillerden beklemeniz gerekirdi. Sierra, 5 ileri manuel şanzımana sahipti. Üretilen otomobillerin tamamı sağdan direksiyonlu şekilde banttan indi. Fiyatını azaltmak için bazı standartlaştırmalara gidildi. Otomobiller sadece 3 dış rekte (Siyah, beyaz, mavi) ve tek gri iç renkte üretildi. Sadece iki donanım ile sunuldu, merkezi kilit var veya yok ve elektrikli camlar.

Bir ek bilgi olarak Sierra’nın bir olumsuzluğu mevcuttu: otomobiller çalınıyordu. Üstün performansının yanında kaba ve basit bir kilide sahipti. Bu sebepten otomobili nereye parkettiğinize dikkat etmeniz gerekiyordu. Gittiğiniz yerde kapalı bir otopark yoksa iki kez düşünmeniz gerekebilirdi.

Motorsporları Başarısı

Didier Auriol wins the 1988 Tour de Corse in his Sierra Cosworth

Motorsporları konusuna gelelim. Sadece Group A Ralli değil, Sierra RS500’ler pistte de adeta yenilmezdi. Yarış versiyonları 525hp gücüne ulaşıyordu. Avustralya, Almanya, İngiltere, Japonya binek otomobil şampiyonalarında, AMSCAR ve Nissan Mobil 500 serilerinde, Avustralya dayanıklılık şampiyonasında şampiyonluklar elde etti. Spa 24h, Bathrust 1000, Wellington gibi nice ünlü yarışları kazandı.

Sierra, zamanında girdiği yarışların 84%’ünü kazandı. Bu onu gelmiş geçmiş en başarılı yarış otomobillerinden biri yapıyor.

 

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here